Gerçek Forum'a Hoşgeldiniz!..
  Gerçek Forum
 
=> Daha kayıt olmadın mı?

Paylaşalım, Tanışalım

Gerçek Forum - Hayallerim Tükendi

Burdasın:
Gerçek Forum => Siir-Edebiyat => Hayallerim Tükendi
<- Geri  1  2  3  4  5 

Devam->


Katibe
(şimdiye kadar 36 posta)
16.01.2008 10:34 (UTC)[alıntı yap]
Geceleri uykumu bölmedin sen…Bu bir itiraftır.
Ben böldüm seninkini istemeden.
Ansızın uyandığımda, kendiliğimden.. Gözlerinden öptüm seni.
Bilerek değdirdim gözyaşlarımı yanaklarına.
Açtın gözlerini, göremedin beni.
O bomboş odada hissettiysen eğer,
Sakın yanlış anlama beni…. Kötü bir niyetim yok benim..
Sadece gözlerini özledim…
Şarkı söyledim bağıra bağıra… Duyup da sesimi katıl diye bana.
Nasıl kıydım bilmem uykusuzluğuna..
Ama kötü bir niyetim yoktu benim
Sadece sesini özledim

Kalp atışlarını dinledim elimle…
Saçlarını sevdim… Öptüm ellerinden… Hatta biraz da kokladım …
Ama kötü bir niyetim yoktu ki benim,
Sadece tenini özledim..

Bazı gecelerde konuştum kendi kendime..
Eskilerden söz ettim.. Soru sordum, cevap verdim.
Kızma ama seninle kavga da ettim…
Kötü bir niyetim yoktu ki benim
İnan ilgini…. Inan sevgini….

BiL Ki SENİ ÇOKKK ÖZLEDiM
Katibe
(şimdiye kadar 36 posta)
16.01.2008 10:36 (UTC)[alıntı yap]
Ya zamanından çok erken gelirim,
Dünyaya geldiğim gibi,
Ya zamanından çok geç,
Seni bu yaşta sevdiğim gibi,
Mutluluğa hep geç kalırım,
Hep erken giderim mutsuzluğa,
Ya herşey bitmiştir çoktan,
Ya hiçbir şey başlamamış,
Öyle bir zamanda girdin ki hayatıma ,
Ölüme erken sevgiye geç,
Yine gecikmişim bağışla sevdiğim,
Sevgiye on kala ölüme beş
Katibe
(şimdiye kadar 36 posta)
16.01.2008 10:39 (UTC)[alıntı yap]
Umudu öğrettiğin bedenim
İsyan eder umutsuzluğa
Her yalnızlık kovalamasında...

Yaşadığı acıya isim bulamayan benliğim
Adına Aşk der, Sevgi der
Ama "HASRET" demeyi beceremez
Bir türlü!
Yaşadığı kavram karmaşasında...

Korkusuzluğu ve güveni öğrettiğin
Benliğim!!!

Kimseye yanaşamaz,
Ne hayat olabilir, ne ateş, ne de su...

Cama vuran yağmur damlaları gibi,
Şiddetli çarpar yaşlarım bedenime!...

Bir hasret şiiri yazarım,
Kokunu bana getiren rüzgara bırakırım,,,

Bir gün çıkıp gelsen ya da bana gel desen
Ben de takılır gelirdim, kokunu bana getiren rüzgarın arkasına...
Katibe
(şimdiye kadar 36 posta)
17.01.2008 11:11 (UTC)[alıntı yap]
Bir hayatın tozLu sayfaLarı içimi acıtan.
CepLerimde kırık qece masaLLarı duruyor,
ÖksüzLüqümü avutuyor sonbahar.
Ne yana baksam sen oLuyorum,
ParmakLarımı kanatıyor kirLi duvarLar.
KuşLar yuvaLarından terk ediyor beni,
Bir sarsıntı qeçiriyor yüreqim, sen şiddetinde...


ELLerime kar diye yokLuqun yaqıyor,
Aşk sorqusunda yüreqim can çekişiyor.
Yüzümde sensizLiqin izLeri,
AyakLarımın aLtında bir yıqın cam kırıqı...


İçimden söküLen her keLime,
Tekrar dönüp içime batıyor.
Ve her seferinde sana isabet ediyor.
Bir zindan karanLıqı şimdi qeceLerim,
DuvarLara sinmiş qözLerinin renqi...
SaatLeri infaza çekiyor qeLmeyişin,
Yavaş yavaş qidiyor benden hayat;
DamarLarımdan çekiLiyor içimdeki sen !
Bense düşüyorum hiçLik ötesi bir hayata,
Kanıyorum sana , sende aşkı buluyorum
Hem de ayrıLıqa çarpa çarpa...


SuskunLukta sesLer daha çok acıtıyormuş,
Bu yüzden senden harf harf kaçışım.
YaLnızLıqıma esir düşüyorsun,
Bense kayboLuyorum cümLeLerinde.
Ve susuyorum sana, avaz avaz susuyorum.
Sende birikiyor içimin tüm söküLenLeri
Ben dipsiz bir kuyu oLuyorum.
Biriktiriyorum her harfimde seni...


Şimdi yokLuqa düşüyor zaman,
Ben bir adımda düşüyorum senden.
KuytuLarıma sokuLma, bırak bana uçurumLarımı,
KaLemimden azat et beni,
Herkes konuştuqunu yazar, bense sustukLarımı...!!!!
Katibe
(şimdiye kadar 36 posta)
06.08.2008 09:22 (UTC)[alıntı yap]
Hani ağlamak anadiliydi ya tüm dillerde ayrılığın…
Gözlerimden kan süzüldü Gece’ye.
Siyahı delip geçen gözbebeklerim kan deryası.
Kızıldeniz utanacak h-içimdeki denizden…

“Yaradan” için “Yar” sevmeyi öğrettim de sana,
“Yaradan" için “Yar”dan geçmeyi öğretememişim kendime…
boylu boyunca yatıyor yüreğim yarda…

Bileği kesik kalemim can döküyor şimdi kağıda.
H-içimi dökmek istemiştim oysa...

infazlar sabaha karşı yapılır ya, birazdan bitecek GeCe… az kaldı, beni infazlayacağım şafakta.
Hani yüzbinlerce yıldız sönmeden sökmez ya şafaklar, son dileğim GeCeden…

Eyy GeCe!... Kurban et yıldızlarını şafağa.
Bedel olarak gözlerimin karasını göndereceğim her akşam sana…

Yarın, yevm-ül kıyam’da yanmayalım diye yanan yanlarımı bırakıyorum yanına…

Vakit yakın…
Can çekişiyorum can-ımı can yapanım.
Namlunun ucunda ayrılık, eli tetikte bekliyor günahlarım… vur emriyle vurulacak sol yanım;
“Yar” verecek “Can” kaybından…

Tütün ne ki?.. tuz bastım tırnağı sökülmüş parmak uçlarıma. On parmaklık değil bu figan!
Bin elden beşbin tırnağın sökülüp tuza bastırılmasıymış ayrılık…
Ama öyle ya, tuzu da sevmeli aşık…

Bir türlü aydınlanamayan bir gün doğdu işte.
Yüzbin yıldız pahasına söküldü şafak.
“infazı tamamdır” mührü basıldı.
Kaydım düşüldü kitab-ül aşk’tan…

düz çizgiye dönüştü çoktan yüreğimin monitöründe hayat.
Sabahın pusunda, iki yüreğin sağır edici feryadına “sus” düştü.
Pustu aşk… sus-pus bir cenaze merasimi bu satırlar…

üstad’ın dizeleri tek teselli mezar taşıma:

“ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,
kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?”...


(alıntı



Bütün konular: 41
Bütün postalar: 140
Bütün kullanıcılar: 27
Şu anda Online olan (kayıtlı) kullanıcılar: Hiçkimse crying smiley
 
  Bugün 22554 ziyaretçi (59672 klik) kişi burdaydı!  
 
İnsan ruhu yaşlı doğar ve giderek gençleşir, bu yaşamın komedisidir. İnsan bedeni ise genç doğar ve giderek yaşlanır, bu ise yaşamın trajedisidir. Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol